yesil elma
25 Takipçi | 1 Takip
05 05 2007

Hıdrellez Günleri

  “Kuantum çorbası, 12 sarmallı DNA böreği” değil tabii ki Hıdrellez de “Bolama” yiyecegiz. Nerede mi ? Kusadası el heykelinin orada denize karşı “Öz Romanlar ve müzisyenler “ derneğinin özel gösterisi eşliğinde hem de.   Çocukken mahallede oynarken bir ses duyardık. “Kaşığını al Hatçanımın bahçesine geeelll”. Hemen eve koşar, “Anneee  çabuk bana kaşık ver, Bolama’ya gitçeemm” diye telaş ederdim. Ev sahibi bir niyeti gerçekleştiğinde Bolama yapmış komşuları çağırır. Hazırlaması zahmetli olduğu için bir hayır yemeğidir. Erişte, pirinç ve bulgur ortada soğanlı domatlı et üstü başka bir tencere ile sıkıca kapatılmış ve özel tenceresinde pişerken, “Bolama taşını” getir komutuyla, oflaya puflaya taşıdığım kocaman bir taş, en üstteki tencere kapağının üstüne yerleştirilirdi. Artık 3-4 saat odun ateşinde beklerdik yemeği.   Güvercin ada görkemli durur Dalgalar dibine vurur Fenerin gözü delik Gelene göz süzer durur   Hıdrellezin geldiğini, bir gün önceden Bolama tenceresi ortaya çıkınca anlardık. Sonra bahçedeki asmanın yapraklarını toplardık. İllaki, Hıdrellez gecesi bolluk bereket için annem dolma sarardı. S harfiyle başlayan yiyecekleri tüketmek gerekirdi. Sarma, soğan, sütlü ürünler.. 5 Mayıs günü mahallede yakılacak büyük ateş için odun çalar, kereste parçaları bulur, içine mani doldurduğumuz küpü yıkayıp hazırlar, Hızır temiz olmayan evlere uğramadığı için, hemen odalarımızı toplayıp temizlerdik. 6 Mayıs günü sabah erkenden deniz kenarına gidilir bir gece önce gül dalına astığımız niyetlerimiz denize atılır ve  mutlaka piknik yapılırdı. Arasına ısırgan otu ve peynir konan mısır unundan yapılan Kaçamak böreğini kıtır kıtır yemek çok hoşuma giderdi. Sabah uyanınca ilk işim, bahçeye bıraktığım üzerine un serpiştirilmiş tepsiye bakmaktı. Böylece unun üzerindeki izlerden, Hızır’ın bize uğradığını görüp rahatlardım.   Kuşadası’nda akşamla... Devamı

21 04 2007

Roka Roka salatasından illaki Peynirliye

                        Çağdaş Gazeteciler Derneği Yemeği "Roka Roka" Salatası'nı görünce Deniz'le bakışıp gülmeye başladık. Çünkü Ankara'ya taa Kuşadası Salı pazarından 6 demet roka götürmüştüm :)) Tabii hardallı Zeytinyağ-limon sos ile yapılmışı fotoğraftaki. Menü de Kıymalı Sebzeli Lazanya, domates sos ile ve Biberiye ve sarmısak ile lezzetlendirilmiş fırında köy tavuğundan Deniz hiç tatmadı tane kimyonlu portakal sos, baharatlı patates suflesi ve dağ kekiği sos ile karnabaharlarını yedi. Vee Mango mus, frambuaz sos ile kapanışı yaptık. Ankara günlerimin en güzel yemeği tabii ki "Peynirli" günü.   Pazar günleri sabah erkenden Peynirli heyecanı ile uyanılır. Azcık atıştırılır ve 12 ye kadar ağzının suyu akarak beklenir. Ankara'da ilk evlilik günlerimde Mülkiyelilerin köşesindeki Karadeniz Pide salonuna gideridik. Deniz nedense ilk siparişini yuvarlak peynirli olarak verdi ve hep öyle devam etti. İçine kırılan yumurta ve has yağ ile kıvamını karıştırıp parça parça ağızdaki tadına varacaksınız. Sonradan açılan Çardak ise Pidenin en meşhur yeri oldu. Elimde lokma olarak gördüğünüz mısır ekmeği sıcacık gelir. Biraz tereyağı ve benim acı biber eklememle Ordövr açılışı başlar. Genelde Kapalı kıymalı ve peynirli siparişi beklenirken illaki ortaya yuvarlak bir kavurmalı söylenir. Sanki ortaya salata gibi ondan da iştahla yenir. Şimdi bunları yazarken bile nasıl ağzımını suyu aktı bilseniz. :)) Cengiz "gavurların Pazar sabahları kiliseye ayine girmesi varsa bizimde Peynirlimiz var" derdi. Ya pideciye ya da eve sipariş olarak alınan pidesiz bir pazar sabahım olmadıydı :))   15 Nisan Pazar Peynirli Çardaktayız. Ayşen, Ekin, Sinan, Deniz, Şenay ve köşede de Kıvanç Bey. Sabırsızca pideleri bekliyoruz. Sinan, Deniz'e "sen sıkılmışsındır hadi bulalım bir ev taşıyalım seni" diye takılıyor. Ev arkadaşının (!!!) sürpriz kahvaltı hazırlaması nedeniyle bu güzel günümüze T... Devamı

21 04 2007

KUMPİRCİYİZ BİZ BİZ...

  Akset Tanitim Ajansımızın herşeyi Mine ile Somun'da Kumpir yedik. İş çıkışı karnımız acıkınca ohh ne de güzel oldu çeşit çeşit eklemeleri ile :) Aşağıda da benim Kumpirim :))   Yeşil zeytin, kırmızı köz biber, acılı ezme, rus salatası benimkinde.. Devamı

19 04 2007

Cumhuriyet Yürüyüşü (Maya Takvimi yorumuyla)

  14 Nisan Cumhuriyet yürüyüşüne kızım Deniz ve ev arkadaşı Çağla ile katıldık. Metro Tandoğan durağında kapılarını açmadığı için bir sonraki Beşevler durağında indik ve miting alanına doğru yürürken yukardaki pankartı İzmir'den kendisi yazıp getirmiş vatandaşla karşılaştık. Hint Fıkrası da aşağıda. Hint diyarında hüküm süren bir hükümdar hırsızlığın da bir zanaat olduğuna karar vermiş, bu zanaatın bütün inceliklerini, sırlarını öğrenmek istemiş. Vezirlerinden ülkenin en iyi hırsızını bulup getirmelerini istemiş. Hükümdarın adamları bütün ülkeyi aramış taramış, hapistekilerle, dışarıdakilerle konuşmuşlar ve Hint diyarının en usta hırsızı olarak belirledikleri adamı bulup hükümdarın karşısına getirmişler. Adam hükümdarın karşısına dikilmiş. Gözlerinde büyük bir şaşkınlıkla birlikte ağır hakarete uğramış bir insanın tepkisi okunuyormuş. Ve hükümdarın konuşmasını bile beklemeden kendisi konuşmaya başlamış: "Ben mi hırsızlık yapıyormuşum? Ben mi yankesicilik yapıyormuşum? Hükümdarım, bunlar senin gibi yüce bir kişiyi bile kandırmayı nasıl başarmışlar? Ben hayatım boyunca hiç hırsızlık, yankesicilik yapmadım! Ama hep düşmanlarımın iftirasına uğradım! Bana dediler ki, hükümdar hırsızlığın sırlarını öğrenmek istiyor... Ben bir şey öğretemem çünkü bilmiyorum..." Ve aynı tempoda uzun uzun yakınmış; kendisini kıskanan, kendisine düşmanlık eden komşularından yakınmış, bunların dedikoduları yüzünden başına böyle işler geldiğini ağlayarak anlatmış. Arada hükümdara iyice yaklaşıp, elini tutmak için de uzanıyormuş. Sonunda hükümdar ikna olmaya başlamış ve adamın salınmasını emretmiş. Adam salondan çıktıktan birkaç dakika sonra az önce parmağında bulunan çok değerli bir yüzüğünün kaybolduğunu fark etmiş. Hemen emir vermiş, sarayın kapısından çıkmak üzere olan adamı yakalayıp geri getirmişler. Adamın üstü aranmış ama yüzük bulunamamış. Hükümdar, yüzüğü yakında bulunan bir suç ortağına vermiş olabileceğini düşünmüş ve adamın hemen hücreye atılmasını, ertesi s... Devamı

19 04 2007

BİR ÖDÜL GECESİ

Adımın yazılı olduğu masada Meral Meral (Ekrem Meral'in eşi) ile oturduk. Denizciğim kırmızı halıda yürüyemedi ve benim için süslendiği halini gösterememişti :)) Ankara Sheraton Otel Balo Salonu 13 Nisan'da bizi ağırladı. Çağdaş Gazeteciler Derneği 2006 yılının başarılı gazetecilerini seçerken ben de Kuşadası 105 FM ile Radyo dalında ödül aldım.   Başkan Ahmet Abakay beni çağırdığında çok heyecanlandım. Radyo günlüklerimde Deniz'i ve arkadaşlarını, Beleştepe'yi Londra maeralarını anlattığım için "Ödül gecesine katılmak en çok benim hakkım" diyordu kızım :))   Kuşadası’nın asla vazgeçemeyeceğim sahilinde, sabah yürüyerek işe gitmek en büyük lüksüm. Kanada’dan Japonya’ya, Ardahan’dan Avustralya’ya Kuşadalı olan veya Kuşadası’nı seven dostlarıma her sabah günaayyyddııınnnnn mesajımı internetten yollarken, limandaki gemileri, martıları, çiçekçi teyzeyi, komşumun 27 kedisini, doğasever dostlarımı Kuşadası 105 FM de "Yaşamın renkleri" programımla kucaklıyorum.    Bekir Coşkun kadar ünlü olmasamda :)) 2005 TE CNN Türk “Her evde bir Haber var” programında yaptığım söyleşiden sonra, Türkiye’nin her tarafından gelen telefon, mektup ve maillerde Kuşadası’nda yaşamanın ayrıcalığını bir kez daha anladım.     Oğlum Ekin Eskişehir'den sınav sonrası trene atlayıp geldi. Tabii ödül törenini onun için tekrarlayamadık ama aile pozumuzu verdik :)) Radyocu, Öykücü, yaşama sevincimi dünyanın en şanslı coğrafyasında , Kuşadası’nda devam ettiren bir kişiyim.   İlk 20 yılımı Karşıyaka’da doğup, ailem, Ege Üniversitesi Gazetecilikten mezuniyet, ikinci 20 yılımı Ankara, evlilik, 2 çocuk, TRT ve Basın-Yayın Genel Müdürlüğünde çalışma, son 20 yılımı da Kuşadalı Yeşilelma Belm@ olarak yaşıyorum.   9 yaşında başlayan İzmir Radyosu Çocuk Saatinde 10 yıl çocuk oyunları, radyo programları, mikrofonda tiyatro oyunculuğu, seslendirme ç... Devamı

16 04 2007

YILIN RADYOCUSU ÖDÜLÜ BENİM :))

  Çağdaş Gazeteciler Derneği 2006 yılı başarılı Radyocu ödülüm :)) Devamı

27 03 2007

27 Mart 2007 Dünya Tiyatrolar Günü

Kuşadası Janset'i ağırladı hani kaşık yüzlü :)) Devamı

06 04 2007

ŞİRİNCE 1 NİSAN PİKNİK CANDAN KARINCALI ÇİFTLİK REZİDANCE

  PAMUCAK SAHİLİNDE BİR GURU :)) EEE KİM AHMET'İN ARABASINI GEÇER :))Vee içinde mesaj bulduğum şişe Pamucak sahilinde Güneş batıyorrr   Şirince'de oturmuşum vadiye karşı gel keyfim gel :)) vee kendime hazırladığım tabağa bakar mısınız ? Soframız pek zengindi Manastırın içindeyim ışıkla dolu...       Kuşadası'nın Sanat Günesi MUVE ile Şirince manzarasındayız Candan ve Bozo   Bozo'nun keyfi :)))   Candan Karıncalı Çiftlik Rezidance'ın ilk çay servisi pek bir candandı canımm :))... Devamı

03 04 2007

1 Nisan'da Şirince'deydik

“Koşun, bakın yeşil şişenin içinde bir mesaj buldum” diye bağırınca herkes bir merak yanıma geldi. “1 Nisan.. 1 Nisan..” diye oynamaya başladım. Pazar günü Pamucak sahilinde yerdeki boş şarap şişelerini görünce anında aklıma geldi bu şaka. Hani eskiden çocukları sabah erkenden yataklarından uyandırır, “Karşımızdaki yola helikopter inmiş ya da aaa gokten yağmur gibi kelebek yağıyor” diye kandırırdım. Bahar güzel ve gülerek başlasın amacıyla. Şirince’de Candan Karıncalı Çiftlik Residence’dan Piknik teklifi alınca pek bir sevindik. Veli Konaklarından Mustafa Veli’yi alan Oğuz Villalarından Aynur ve Ahmet Oğuz’un arabası kapımda durunca ben de pek bir azametle Belma Sultan yalısından çıktım. Mavi Köşkten Hilmi Beylerde bizi motoru ile izledi. Selçuktan ekmek almadık Şirince’de alırız diye meğer o güzelim odun ateşinde pişen tava ekmeklerin fırını kapalıymış. Neyseki bakkalda aynı ekmekleri bulduk. Biraz oburca ve ekmek sayısını abartarak aldık. Şirince’den çıkıp mezarlığa doğru devam ettik. Candan bizi mezarlıktan gelip aldı 4x4 kamyonetiyle. Çünkü efenim Katıncalı çiftlik yolu pek bir koplatmalı, zıplatmalı. Randevu mahallinin ürkünçlüğü çiftlik yolunda çiçekler, ağaçlar, yemyeşil doğa ile canlandı Candan Residence geldik. Şirince’nin girişinin tam karşı yamacında ovaya ve dağlara hakim nazaralı çift zeytinlerin arkasındaki keyifli ev bizi selamladı. Adı gibi gercekten cok içten Candan, hazırladığı çayı getirdi ve ilk manzara foto çekimlerimiz, Pa, Torba, Bozo’nun Muve ve Aynur’a alışma turları, havanın azcık ısıran rüzgarına karşı uyumlarımız tamamlandı. Yarım saat uzaklıktaki Manastır gezimize bıçak ve torbalarımızı da alarak başladık. Muve’nin “Baltalar elimizde uzun ip belimizde..” şarkısını söylerken “ip ne işe yarıyor ? Neden bütün turp otları gözümüzün önünde de radika hiç yok diye söylenen ben, kuzu kulağı isterim diyen Hilmi ve Bozo’nu... Devamı