Kuşadalı Belm@ ><((((º> ><((((º> ><((((º>

24/7/2008 - Berksan'la Artizz Oldum :))

Kategori: gunluk
Aahh biliyorsunuz İstanbul'a kaçıp Artizz olma projem var. Ama Kozmik Plan bana bugün bir kıyak yaptı ve Servet Avcısı dizisinin sanatçıları Kuşadası 105 FM radyomuza geldi.

Tabii ki o dizide oynasam Billur Kalkavan gibi Berksan'ın annesi olabilirim :)) Kankim ve İngilizce koçum Daniela ve Matbaacım Ayten ile birlikteyiz :))
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/7/2008 - Alper büyüyünce ressam olacak :))

Kategori: gunluk
Akset Ofisimizde iki yaz stajyerimiz olan Alper'in çizgisine hayranım. Bakın bunu 2 saatte çizdi ve yakında her yerde görebileceğiniz bir ürünün üzerinde kullanılacak.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/7/2008 - Domateste çiçek açan FUL

Kategori: gunluk


Sevgili dostum Hilmi Dirim (Özgür Birey) her yaz bana domateste çiçek açan ful getirir. Odayı mis gibi bir koku kaplar ve allerjisi olanlar hemen odadan kaçar :))
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/6/2007 - çevre günü atık malzemeden heykellerimiz

Kategori: gunluk


5 Haziran 2007 Kuşadası'nda denizden çıkan malzemelerle Deborah Semel
Heykel workshop fırtına ve yağmura rağmen başarıyla yapıldı.

Belediyemizin sağladığı atık malzeme ve denizden çıkan paslı bir sandalyeyi

kullandım. Yağ tenekesinden gövdesi paslı bir kovadan kafası ızgaradan

şapkası ve iç lastikten bacakları ile oturan bir kadın :)) tabi siyah saçları

ipten ve bandanasını da unutmadım.

 

Deborah, Bodrum'da yaşayan tasarımlarını 13 yıldır Türkiye'de hayata geçiren bir sanatçı

bizden biri.

 

 

Atakan, çok şirin bir köpek yaptı. Tenekeleri bağladı
yandan sarkan kumaştan koca kulakları ile sanki
hav hav diyen çok yaratıcı bir çalışma oldu.
Nilüfer eczanesinin sabihi Selma Hanımın oğlu
olduğunu tesadüfen öğrendim İpinden tuttuğu köpeğini
az sonra Palmiye plajında gezdirecek :))

 

 

Buse, bebecikti ne zaman büyümüş ve heykel tasarımcısı olmuş :))

Denizden çıkan demir parçaları ve kürekten yaptığı kol ile heykelini
mavi bir elbise ile giydirdi. Genç arkadaşlarımızın yaratıcılığı bizleri
çok mutlandırdı.

 

 

Deborah'ın gözeriminde deniz tutkalları ve bantlarla birleşen parçalar
heykellere dönüşürken Belediyemizden Ebru'nun çiçeklerini
fotoğraflamamışım Rabia'dan alıp eklerim. Ebru ayrıca bir de ahtapot
yapmıştı pet şişelerden çok yaratıcı bir çalışmaydı. Yağmur ve Fırtına
nedeniyle biraz zorlandık ama çok keyifli bir workshop yaptık

 

 

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/6/2007 - genç radyocu Beliz

Kategori: gunluk

 

Kuşadası 105 FM'in en genç programcısı Beliz'le gurur duyuyorum. Her hafta mutlaka
birbirinden ilginç konularıyla güncel olaylarla ve titizlikle hazırladığı yayın akışıyla
perşembe günü geliyor.Banda alıp Cumartesi sabahları yayınlıyoruz. Tek kişilik
bir çocuk saati gibi. Galiba ben de o yaşlarda mikrofona tutulduğum için
Beliz'i ÇOOOKK SEVİYORUM.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/5/2007 - Güneşin spiritüel selamı

Kategori: gunluk

 

Kuşadası'nda 23 Mayıs Çarşamba günü 13.00- 13.45 arası güneşe baktığımızda çok şaşırdık. Etrafında ortasi siyah ve dışa doğru açılan renkte ve tam bir çember şeklinde bulut oluştu. Bu ilginç gök olayı tam Adaland yunus gosterisinin bitiminde olunca tabii Maya Belma olarak başladım yoruma. Bir gün önce tüm dünyada kutlanan bir olay vardı. Bir gün sonra da aynı saatte Türkiye de Kuşadası'nda dünyanın en bilge varlıkları yunusları izledikten sonra güneşin de bize spirtuel bir selam verdiğini düşündüm :))

Maya Takvimi’nde 8.Altdünyanın 5.Gündüzünün orta noktası. Beşinci Gündüz 24 Kasım 2006’da başlamış olan 260 günlük bir dönem. Maya Takvimi’ne göre, bu 260 günlük döngü, bütün evrim tarihinin en parlak döngülerinden biri olarak kabul ediliyor. Orta nokta ise, (ki o 22 Mayıs) onun en tepe noktası.

Don Alejandro, Maya öğretilerinin, görüşlerinin ve kehanetlerinin önde gelen bekçisidir. Guetemala Ulusal Maya İhtiyar Heyeti Meclisi Başkanı, Maya Takvimi sürdürücüsü, 13. kuşak Quiche Maya Yüksek Rahibi ve Amerika'nin Kitalararasi İhtiyar Heyeti Meclisi ve Ruhsal Rehberlerinin en kıdemli üyesidir. Aynı zamanda Maya Kültürü konusunda uluslararası bir okutman. İşte söyledikleri.

22 Mayis 2007 - 5 Ahau bizim buyuk babamizin gunu. O hepimizin uzerinde parildiyor, ayrimcilik nedir bilmez, yolunu asla kaybetmez, kendi onune veya arkasina asla gecmez. Bize sicaklik verir, hayat verir. Tek gunes, tek hava, tek su, tek Toprak Ana. 22 Mayis 2007 Buyukbaba Gunes'in gunu, Buyukanne Ay'in gunu. Maya kehaneti soyle der: "Kalkin(yukselin) , hepiniz kalkin(yukselin) , hic kimse arkada kalmayacak sekilde yukselin, hep beraber bir kez daha geldigimiz yeri, ozumuzu gorecegiz

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/5/2007 - Radyo Günleri

Kategori: gunluk

“Dinleyicimiz “Abone” şarkısını istedi. Yonca Evcimik’ten geliyor. Sizin de Kuşadası Radyo Aktif’e abone olmaniz dileğiyle..” Evet 15 yıl önceki ilk anonsumdu. Tunca apartmanının 5 inci katında ilk studyomuzda Ezgü ile karşılıklı taburelerde oturup dinleyicilerin aramasını bekliyorduk. Pencereden de limandaki gemilere selam yollardim J Daha sonraki yıllarda yerel haberleri okurken kendimi Jülide Gülizar gibi hissederdim.

 

Mikrofon ilk tanışmam 9 yaşında İzmir Radyosu çocuk saatine sınavla girmemle başladı. O zaman boyum yetmediği için sandalyenin üstüne çıkıp seslendirirdik çocuk oyunlarını. 10 yıldan sonra Üniversitede Radyo-TV bölümünü seçmem tabii ki tesadüf değildi. Bugunlerde Çağdaş Gazeteciler Derneği 2006 yılı başarılı gazetecileri Radyo dalında ödül almam da içimdeki mikrofon coşkusunu artırdı.

 

6 Mayıs 1927 ise Türkiye'de radyo yayıncılığının başlamasının 80. yıldönümü. Radyomuz neredeyse Cumhuriyet ile yaşıt... Radyo Aktif Kuşadası 105 FM de

15 Yaşında..

 

Radyo benim çocukluğumun vazgeçilmeziydi. Radyo tiyatrosunun başında "Ses: Ertuğrul İmer, Efekt: Korkmaz Çakar" anonslarıyla büyüyen son nesildik biz.

 

Şükran Güngör "Kaptan Amca" olur, biz çocukları okyanuslarda gezdirirdi. Orhan Boran, Yuki ile yüzümüzü gülümsetir, Halit Kıvanç yarışma sunardı. Zeki Müren, "Gözünüz yolda, kulağınız bende olsun aziz dinleyenlerim" derdi hep.

Muzaffer Hepgüler “Büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim. Ortancalara hiiiç bir şeeey yok” dediğinde ben ailenin ortancası olarak çok üzülürdüm. Reklam program arasında “Uğurlugil” ailesinin maceralarını Kenter’lerin sesinden dinlerdik.

 

İzmir Radyosunun diskjokeyleri Ali Kocatepe, Akın Ajlan Aksel, Bülent Özveren , Ümit Tunçağ ile başlamıştık istek programlarına. Çiğli’deki Nato ussunden yayın yapan yabancı parçalar çalan radyo ve arabesk çalan Polis radyosu ilk yerel radyomuzdu. Gece ve Müzik, Müzik Ekspresi ve her Cuma akşamı 17 de ilk kez canlı yayınlanan Akşama Doğru cumartesi banttan saat 11 de verilirdi

 

Arkası Yarın, Mikrofonda tiyatro* şimdiki TV dizilerinin tadını hiç veremiyor. Hayallerimizde yaşadığımız günlerdi. Işık Yenersu, Sema Aybars, Kerim Afşar’ı, Semih Sergen’i, Engin Cezzar’ı, Kamran Usluer’i, Arsen Gürzap’ı, Genco Erkal’ı ve dönemin diğer tiyatro sanatçılarını, özellikle de Müşfik Kenter’i ses tellerindeki ufak bir titremeden tanıyacak kadar yakından biliyordum.

 

Müzik, mikrofon ve şarkılardan fal tutarak büyüdüğümüz radyolu günler 80 yıldır hiç susmadı bizde 15 yıldır Kuşadası 195 FM olarak sürdürüyoruz.

 

Sesimiz Kuşadası Körfezinde. Ahmetbeyli’den Şirince’ye, Davutlardan karşımızdaki ada Samos’a dalgalanarak yayılıyor. Radyomu çoook seviyorum J

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/5/2007 - Hıdrellez Günleri

Kategori: gunluk

 

“Kuantum çorbası, 12 sarmallı DNA böreği” değil tabii ki Hıdrellez de “Bolama” yiyecegiz. Nerede mi ? Kusadası el heykelinin orada denize karşı “Öz Romanlar ve müzisyenler “ derneğinin özel gösterisi eşliğinde hem de.

 

Çocukken mahallede oynarken bir ses duyardık. “Kaşığını al Hatçanımın bahçesine geeelll”. Hemen eve koşar, “Anneee  çabuk bana kaşık ver, Bolama’ya gitçeemm” diye telaş ederdim. Ev sahibi bir niyeti gerçekleştiğinde Bolama yapmış komşuları çağırır. Hazırlaması zahmetli olduğu için bir hayır yemeğidir. Erişte, pirinç ve bulgur ortada soğanlı domatlı et üstü başka bir tencere ile sıkıca kapatılmış ve özel tenceresinde pişerken, “Bolama taşını” getir komutuyla, oflaya puflaya taşıdığım kocaman bir taş, en üstteki tencere kapağının üstüne yerleştirilirdi. Artık 3-4 saat odun ateşinde beklerdik yemeği.

 

Güvercin ada görkemli durur

Dalgalar dibine vurur

Fenerin gözü delik

Gelene göz süzer durur

 

Hıdrellezin geldiğini, bir gün önceden Bolama tenceresi ortaya çıkınca anlardık. Sonra bahçedeki asmanın yapraklarını toplardık. İllaki, Hıdrellez gecesi bolluk bereket için annem dolma sarardı. S harfiyle başlayan yiyecekleri tüketmek gerekirdi. Sarma, soğan, sütlü ürünler.. 5 Mayıs günü mahallede yakılacak büyük ateş için odun çalar, kereste parçaları bulur, içine mani doldurduğumuz küpü yıkayıp hazırlar, Hızır temiz olmayan evlere uğramadığı için, hemen odalarımızı toplayıp temizlerdik. 6 Mayıs günü sabah erkenden deniz kenarına gidilir bir gece önce gül dalına astığımız niyetlerimiz denize atılır ve  mutlaka piknik yapılırdı. Arasına ısırgan otu ve peynir konan mısır unundan yapılan Kaçamak böreğini kıtır kıtır yemek çok hoşuma giderdi. Sabah uyanınca ilk işim, bahçeye bıraktığım üzerine un serpiştirilmiş tepsiye bakmaktı. Böylece unun üzerindeki izlerden, Hızır’ın bize uğradığını görüp rahatlardım.

 

Kuşadası’nda akşamlar

Denizde ışıklı sandallar

Hasret çeken sevdalılar

Sahilde buluşurlar

 

Hıdrellez günleri mevsimsel döngüye denk geliyor. 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece, güneş Ülker burcuna girer ve yıl, astronomik olarak yaz ve kış olmak üzere
ikiye ayrılır; 7-8 Kasım gecesi güneş Ülker burcundan çıkar ve tekrar kış başlar.

 

Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan hıdrellez günü, Hızır ve İlyas Peygamber’in yeryüzünde buluştukları gün olması nedeniyle kutlanmaktadır. Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında hıdrellez şeklini almıştır.

 

Hızır, yaygın bir inanca göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış; zaman zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan, Allah katında ermiş bir ulu ya da peygamberdir. Hızır’ın hüviyeti, yaşadığı yer ve zaman belli değildir. Hızır, baharın, baharla vücut bulan taze hayatın sembolüdür.

 

Çocukluğumuzun tılsımlı yeşeren günleri Hıdrellez için, büyük şehir koşmacalarının arasında, geçen yıl AA’nın bir haberine çok gülmüştüm. “Hızır” olduğunu ve kendisine vereceği parayı yardıma ihtiyacı olanlara dağıtacağını söyleyen bir kişi, Şehzade parkında dolandırıcılık yaparken yakalanmıştı.

 

Kuşadası’nda zeytinler

Zeytin toplar gelinler

Sevdiğini görenler

Dörtnala zeytine gider

 

Kişisel gelişim programlarına devam ederken, “Ne biliyoruz ki ?” ve “Sır” filmini izlerken, kitabını okurken ne istiyorsak onu düşünüp gerçekleşmesini beklerken, Kuantum fiziğiydi, DNA sarmallarımız değişiyor, genetik kodlarımız ile varoluşumuzu öğrenip, kafamızı karıştırmadan, gelin yine o eski Hıdrellez şenliklerimize dönelim e mi...J

 

  

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2007 - Deniz ve annesi :))

Kategori: gunluk

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/4/2007 - Roka Roka salatasından illaki Peynirliye

Kategori: yemek


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çağdaş Gazeteciler Derneği Yemeği "Roka Roka" Salatası'nı görünce Deniz'le bakışıp gülmeye başladık. Çünkü Ankara'ya taa Kuşadası Salı pazarından 6 demet roka götürmüştüm :)) Tabii hardallı Zeytinyağ-limon sos ile yapılmışı fotoğraftaki. Menü de Kıymalı Sebzeli Lazanya, domates sos ile ve Biberiye ve sarmısak ile lezzetlendirilmiş fırında köy tavuğundan Deniz hiç tatmadı tane kimyonlu portakal sos, baharatlı patates suflesi ve dağ kekiği sos ile karnabaharlarını yedi. Vee Mango mus, frambuaz sos ile kapanışı yaptık. Ankara günlerimin en güzel yemeği tabii ki "Peynirli" günü.

 


Pazar günleri sabah erkenden Peynirli heyecanı ile uyanılır. Azcık atıştırılır ve 12 ye kadar ağzının suyu akarak beklenir. Ankara'da ilk evlilik günlerimde Mülkiyelilerin köşesindeki Karadeniz Pide salonuna gideridik. Deniz nedense ilk siparişini yuvarlak peynirli olarak verdi ve hep öyle devam etti. İçine kırılan yumurta ve has yağ ile kıvamını karıştırıp parça parça ağızdaki tadına varacaksınız. Sonradan açılan Çardak ise Pidenin en meşhur yeri oldu. Elimde lokma olarak gördüğünüz mısır ekmeği sıcacık gelir. Biraz tereyağı ve benim acı biber eklememle Ordövr açılışı başlar. Genelde Kapalı kıymalı ve peynirli siparişi beklenirken illaki ortaya yuvarlak bir kavurmalı söylenir. Sanki ortaya salata gibi ondan da iştahla yenir. Şimdi bunları yazarken bile nasıl ağzımını suyu aktı bilseniz. :)) Cengiz "gavurların Pazar sabahları kiliseye ayine girmesi varsa bizimde Peynirlimiz var" derdi. Ya pideciye ya da eve sipariş olarak alınan pidesiz bir pazar sabahım olmadıydı :))

 


15 Nisan Pazar Peynirli Çardaktayız. Ayşen, Ekin, Sinan, Deniz, Şenay ve köşede de Kıvanç Bey. Sabırsızca pideleri bekliyoruz. Sinan, Deniz'e "sen sıkılmışsındır hadi bulalım bir ev taşıyalım seni" diye takılıyor. Ev arkadaşının (!!!) sürpriz kahvaltı hazırlaması nedeniyle bu güzel günümüze Tayanç katılamamıştı. Tüh Yazık..

 

 

 

 

 

Biber dolması, "hiç makarnaya da ot konur mu?" diyen Ekin'in protestoları ve tabiii olmazsa olmaz Deniz Börülcesi salatamızla burnundan operasyonlu ABD de yaşayan Dr Övsev'le yemekteyiz yine.. Deniz elinde bıçakla tehdit ediyor :))

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

kusadasi 105 fm de yayinlanan programdan günlük söylesiler geziler, konserler RSS http://www.blogcu.com/rss.php?u=yesilelma

Arkadaşlarım

kedimerdiveni
roz